Geciken yapısal değişim.
Helikopterin geçmişte ve günümüzde
artarak devam eden kullanım
alanlarındaki üstlenmiş olduğu
roller onu alternatifi olmayan bir
hava aracı yapmıştır. Özellikle
felaket bölgelerinin, arama/kurtarma
ve askeri operasyonların ayrılmaz
bir parçası olan helikopterin
teknolojik yapısı, uygulamaları ve
günümüzün artan taleplerini
karşılayabilme yeteneği uzmanlar,
üreticiler ve kullanıcılar
tarafından sorgulanmaya
başlanmıştır. Bir dönüm noktası
olarak değerlendirilen bu sorgulama
dönemi helikopter temel yapısının
hızla gelişen teknolojinin gerisinde
kaldığı ve köklü değişimlerin
yapılması gerektiği düşüncesi ile
başlamıştır. Şöyleki 40 yıl önce
uçan bir helikopterin temel yapısı
olan 1 veya 2 ana rotor, limitler
dahilinde yük taşıyabilme yeteneği
ve azami 370km/saat gibi bir
seyrüsefer hızı bugünkü genel
helikopter yapısından farklı
değildir. Öyleki yarım asırdan bu
yana gövde ve çeşitli
yenileştirmeler kapsamı dahilinde
temel yapısında değişiklik
yapılmadan kullanılan helikopterler
mevcuttur. Bu durum helikopterin
belirli kurallar arasına sıkışmış
olan temel yapısında değişiklik
yapmadan bu hava aracını
geliştirmeye yönelik bir kısır döngü
halini almıştır. Fakat teknolojik
gelişmelerin ve değişen şartların
paralelinde artan talepleri
karşılama zorunluluğu içerisine
giren bu hava aracının temel
yapısında köklü değişimler yapılması
gerekmektedir. Bu değişimler
kapsamında dikey kalkış ve iniş
yapabilen, çok daha hızlı ve güçlü
klasik helikopter yapısı dışında
yeni bir platform tasarımının ortaya
çıkması umulmaktadır.

Önde gelen bir kaç üretici firma bu
değişim kapsamında halihazırda
tamamen klasik helikopter yapısı
dışında tasarımlar
gerçekleştirmişlerdir. Boeing
firması önderliğinde tasarımı
yapılan 'Canard Rotor/Wing' ( CRW )
sistemi adeta çığır açan bir
projedir. Bu tasarım dahilinde
uygulaması yapılacak bir hava aracı
bünyesinde sabit kanatlı bir hava
aracının hızı ve menzili ile döner
kanatlı bir hava aracının esnekliği
harmanlanacaktır. CRW hava aracı
rotoru dikey kalkış ve inişlerde
döner iken uçuş esnasında yüksek
seyrüsefer hızlarına ulaşmak üzere
durdurulabilecek ve sabit kanat
pozisyonuna dönüşebilecek şekilde
dizayn edilmiştir. Döner kanat
pozisyonunda yapılan uçuşlarda motor
eksoz çıkışının kanallar vasıtası
ile pal uçlarında tesis edilmiş
memelere aktarılması sayesinde
döndürülür. Bu sistem dahilinde
dişli kutusu, transmisyon ve kuyruk
rotoru detaylarına gerek duyulmaz.
Bu hava aracı üzerindeki çalışmalar
halen devam etmekte olup
geliştirmeler ve testler X-50A
Dragonfly ( üstteki resim ) adı ile
anılan hava aracı üzerinde
yapılmaktadır.
Helikopter endüstirisinin geleceğine
ivme kazandıran bu girişimler sadece
bir kaç üretici firma tarafından
yerine getirilmektedir. Çoğu üretici
firmanın vizyonu sadece kendisine
ısmarlanan sayıda helikopteri
üretmek ve zamanında teslim etmekten
ibarettir. 100 yıllık bir geçmişi
olan bu endüstri henüz kendini
değişterecek güçlü adımlar atma
yeteneğine sahip çok az üreticiye
sahiptir. Bu nedenledir ki
üreticiler bir asırdan bu yana
helikopterin fiziksel limitleri
dahilinde sıkışmış ve bu gerçek ile
üretim yapmayı tercih etmişlerdir.
Kendilerine helikopterin gelecekteki
gövde, güç sistemleri, avionik
sistemleri değişimleri vaya bu
konudaki kendi katkı ve
araştırmaları sorulduğunda bazı
üreticilerin mevcut siparişleri ile
meşgul olmalarından dolayı bu
araştırmalara zaman ayıramadıkları,
bazılarının halihazırda katkılarının
olduğu iddaları ile
karşılaşılmıştır. Hatta bazı
üreticiler Eurocopter gibi bu konuda
görüşmeyi bile kabul etmemişlerdir.
Halihazırda dikey uçuş konusunda bir
çok bilimsel araştırma potansiyeli
mevcut iken üreticilerin bu kaynağı
ne zaman kullanacakları ve
uygulamaya sokacakları merak edilen
bir konudur. Bu konu hakkında
yapılan bir çok konferans ve ilgili
toplantılarda uzmanlar bu gerçeği
kabul etmekle birlikte son 30-40 yıl
zarfında helikopterler üzerine
sadece yeni siyah kutular
eklendiğini diğer taraftan
helikopterin temel fonksiyonlarını
değiştirebilecek sistemlerin halen
Vietnam sonrasından pek farklı
olmadığını belirtmektedirler.
Bugün için döner kanat hava aracının
değişimine ivme kazandıran en büyük
etken ABD ordusunun gelişen
ihtiyaçlarıdır. Bu durum her ne
kadar Igor Sikorsky'nin bu hava
aracı ile her türlü coğrafi şartta
insan hayatı kurtarmak ideali ile
bağdaşmıyor ise de helikopter
endüstrisinin geleceği savaş
endüstrisinin güdümü altındadır.
ABD'nin Irak ve Afganistan'da ve
dünyanın diğer bölgelerinde müdahil
olduğu askeri operasyonlar askeri ve
endüstirinin liderlerini basit bir
gerçek ile karşı karşıya
bırakmıştır. Bu gerçek Pentagon'un
bir piste ihtiyaç duymayan, dikey
kalkış/iniş yapabilen ve aynı
zamanda sabit kanatlı hava aracı
perfonmansına sahip bir hava arcı
ihtiyacıdır. Bell Helikopter şirketi
bir anlamda
V-22 modeli ile bu boşluğu
doldurmuş ve bu helikopter kısa bir
süre önce Irak'ta kullanılmaya
başlanmıştır. Fakat bu modelin böyle
bir operasyon kapsamında yer alması
için 20 yıllık bir geliştirme
sürecine gerek duyulmuştur ve oluşan
ihtiyaç karşısında sunulabilen tek
hava aracıdır. Geleceğin
savaşlarının alişilagelmiş savaş
görünümünden tamamen değişik olacağı
ve sınırlarının çok daha geniş
alanları kapsayacağı bilinmektedir.
Bu durum karşısında helikopterin
artan talebi karşılaması için
hızının, menzilinin ve taşıma
kapasitesinin köklü değişimler
çerçevesinde artırılması
gerekmektedir. Taşıma kapasitesi
artırma projeleri dahilinde ABD
ordusu önde gelen üreticiler ile
2005 yılında görüşmeler
başlatmıştır. Bu projeye Sikorsky 2
adet, Boeing 1 adet kendisinin bir
adeti Bell Helikopter ile ortak
olmak üzere 2 adet ve Frontier
Aircraft 1 adet tasarım ile
katılmışlardır. Sikorsky tasarımı
X-2 teknolojisine dayanırken
Boeing gelişmiş tandem rotor
helikopter ve Bell ile ortak olarak
dörtlü tilt-rotor helikopter
tasarımı ile katılmaktadır. Frontier
Aircraft ise 575km/saat seyrüsefer
hızına sahip bir hızı ayarlanabilir
tilt rotor tasarımı ile bu projeye
iştirak etmektedir. Bu tasarımda
helikopter rotoru gerekli en iyi
kaldırma/sürüklenme oranını
karşılayacak güç talebi paralelinde
bir RPM değeri ile çalışmaktadır.
Böylece rotor dönüsü için gerekli
olan güç en uygun seviyeye
indirgendiği gibi, performans ciddi
şekilde artmakta, gürültü seviyesi
azalmakta,
tranmisyon ve motor ömürleri
uzamaktadır.
Bell Boeing Quad Tiltrotor, Boeing
Gelişmiş Tandem Rotor Helikopter,

Sikorsky X2 Vinç Helikopteri, Sikorsky Yüksek Hızlı Kargo Helikopteri. 

Tüm bu çalışmalar doğrultusunda
yarının helikopterinin aktif rotor
kontrol sistemi adı ile anılan
tasarımın geliştirilmesi ile
swashplate düzeneğinin
olmayacağı öngörülmektedir.
Halihazırda uygulaması Eurocopter
tarafından BK-117 modeli üzerinde
yapılan bu sistem rotor pallerinin
aktif olarak kontrolünü tesis
ederken gürültüyü ve sarsıntıyı
azaltmaktadır. Bugün için ihtiyaç
duyulan swashplate düzeneği
sistem karmaşası yaratır iken bakım,
işletme masraflarını artırmaktadır.
Ayrıca rotor
hub sürüklenmesi de etkili
oranda artmaktadır. Yapılan
hesaplamalara göre helikopter rotor
hubının dikey sürüklenme değeri
aynı brüt ağırlıkta bir sabit kanat
hava aracının toplam sürüklenme
değeri ile eşit olduğu tespit
edilmiştir. Böylece helikopter
performansı ciddi anlamda
sınırlanmaktadır. Diğer taraftan tek
rotorlu helikopterlerde kuyruk
rotorunun
tork etkisinden dolayı var olma
zorunluluğu da çözülmesi gerekli
olan sorunlardan biridir. Aynı
şekilde kuyruk rotoru da helikopter
sisteminin detaylarını artırır
yarattığı sürüklenme etkisi ve
bakım/işletme maliyetleri ile
performansı ters şekilde etkiler
iken gürültü seviyesini de ciddi
anlamda artırmaktadır. Bunlar
dışında kuyruk rotorunun asıl sorunu
helikopter uçuş emniyetini direk
olarak etkileyen bir düzenek
olmasıdır. Uçuşta kuyruk rotorunun
kaybı helikopterin kontrol
edilememesi sonuçlarını
doğurmaktadır. Bu durum havacılık
sektörü içerisinde yer alan bir
aracın tolere edilmemesi gereken bir
emniyetsizliğidir. Bu nedenle kuyruk
rotorunun kaldırılması ve yerine
başka bir düzeneğin yerleştirilmesi
önceliği olan bir ihtiyaçtır.
Sonuç olarak üzerinde durulması gerekli olan konu
gelecek nesil bir helikopterin nasıl bir yapıya sahip
olacağı yerine gelecek nesil dikey kalkış/iniş yapabilen
ve bugünün standartlarından çok daha yüksek kapasiteli
bir hava aracının nasıl bir yapıda olacağı sorgulaması
ile tasarımların uygulamaya konulmasıdır. Aksi takdirde
helikopterin fiziksel sınırları aynı yapı içerisinde
evrimleşmesine geçmişte olduğu gibi gelecekte de izin
vermeyecektir.

EDİTOR